Şems-i Tebrîzî (1185 - 1247) mutasavvıf. Asıl ismi Mevlânâ Muhammed'dir. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin gönül
dünyasında büyük değişikliklere sebep olan sohbet şeyhi ve çok kuvvetli bir din âlimidir.
48-FETİH SURESİ: 1 - Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsân ettik. 2 - Böylece Allah senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni doğru yola iletir. 3 - Ve sana Allah, şanlı bir zaferle yardım eder. 4 - İmanlarına iman katsınlar diye müminlerin kalplerine güven indiren O'dur. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah bilendir, herşeyi hikmetle yapandır. 5 - Mümin erkeklerle mümin kadınları, içinde ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyması, onların günahlarını örtmesi içindir. İşte bu, Allah katında büyük bir kurtuluştur. 6 - Ve o Allah hakkında kötü zanda bulunan münâfık erkeklere ve münâfık kadınlara, Allah'a ortak koşan erkeklere ve ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. Kötülük onların başlarına gelmiştir. Allah onlara gazap etmiş, lânetlemiş ve cehennemi kendilerine hazırlamıştır. Orası ne kötü bir yerdir! 7 - Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. 8 - Şüphesiz biz seni, şâhit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. 9 - Ki, Allah'a ve Resulüne iman edesiniz, ve bunu takviye edip, O'na saygı gösteresiniz ve sabah akşam O'nu tesbih edesiniz. 10 - Herhalde sana bey'at edenler ancak Allah'a bey'at etmektedirler. Allah'ın eli onların ellerinin üzerindedir. Kim ahdi bozarsa ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah'a verdiği ahde vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir. 11 - yakında a'râbilerden geri kalmış olanlar sana diyecekler ki, "Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Allah'tan bizim bağışlanmamızı dile." Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse O'na karşı kimin bir şeye gücü yetebilir? Hayır! Allah yaptıklarınızdan haberdardır. 12 - Aslında siz Peygamber ve müminlerin, ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz. 13 - Kim Allah'a ve Rasulüne iman etmezse şüphesiz biz, kâfirler için çılgın bir ateş hazırlamışızdır. 14 - Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. O, dilediğini bağışlar dilediğini azaplandırır. Allah çok bağışlayan çok merhamet edendir. 15 - Siz ganimetleri almak için gittiğinizde geri kalanlar: "Bırakın biz de arkanıza düşelim." diyeceklerdir. Onlar, Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: Siz bizimle gelemeyeceksiniz. Allah daha önce böyle buyurmuştur. Onlar size: "Bizi kıskanıyorsunuz." diyeceklerdir. Bilakis onlar, pek az anlayan kimselerdir. 16 - A'rabilerin geri bırakılmış olanlarına de ki: Siz yakında çok kuvvetli bir kavme karşı savaşmaya çağırılacaksınız. Onlarla savaşırsınız veya müslüman olurlar. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız sizi acıklı bir azaba uğratır. 17 - Köre vebal yoktur, topala da vebal yoktur, hastaya da vebal yoktur. Bununla beraber kim Allah'a ve peygamberine itâat ederse, Allah onu, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalırsa, onu acı bir azaba uğratır. 18 - Andolsun o ağacın altında (Hudeybiye'de) sana bey'at ederlerken Allah, müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş onlara güven indirmiş ve onları pek yakın bir fetih ile mükâfatlandırmıştır. 19 - Allah onları elde edecekleri birçok ganimetlerle de mükâfatlandırdı. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. 20 - Allah size, elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. Bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir ki bu, müminlere bir işaret olsun ve Allah sizi doğru yola iletsin. 21 - Bundan başka sizin güç yetiremediğiniz, ama Allah'ın sizin için kuşattığı ganimetler de vardır. Allah herşeye kâdirdir. 22 - Eğer kâfirler sizinle savaşsalardı arkalarına dönüp kaçarlardı. Sonra bir dost ve yardımcı da bulamazlardı. 23 - Allah'ın öteden beri gelen kanunu budur. Allah'ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın. 24 - O sizi onlara karşı muzaffer kıldıktan sonra Mekke'nin göbeğinde onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekendir. Allah, yaptıklarınızı görendir. 25 - Onlar inkâr eden ve sizin Mescid-i Haram'ı ziyaretinizi ve bekletilen kurbanların yerlerine ulaşmasını men edenlerdir. Eğer kendilerini henüz tanımadığınız mümin erkeklerle, mümin kadınları bilmeyerek ezmek suretiyle bir vebalin altında kalmanız ihtimali olmasaydı, Allah savaşı önlemezdi. Dilediklerine rahmet etmek için Allah böyle yapmıştır. Eğer onlar birbirinden ayrılmış olsalardı elbette onlardan inkâr edenleri elemli bir azaba çarptırırdık. 26 - O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, câhiliyet taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah da elçisine ve müminlere sükûnet ve güvenini indirdi. Onları takva sözü üzerinde durdurdu. Zaten onlar buna pek layık ve ehil kimselerdi. Allah herşeyi bilendir. 27 - Andolsun ki Allah, elçisinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse siz güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinzi bilir. İşte bundan önce size yakın bir fetih verdi. 28 - Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderen O'dur. Şahit olarak Allah yeter. 29 - Muhammed Allah'ın elçisidir. Onun yanında bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûa varırken secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve rıza isterler. Yüzlerinde secdelerin izinden nişanları vardır. Bu, onların Tevrat'taki vasıflarıdır. İncil'deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ziraatçıların da hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir.
Surenin Faziletine dair birkaç hadis: Hz. Muhammed (S.A.V) şöyle buyurmuştur: bu gece bana öyle bir sure indirildi ki o sure benim için dünya ve içinde bulunan her şeyden daha hayırlıdır. (sahihi buhari) bir diğer hadiste: fetih suresini okuyan kimseye hudeybiye ağacının altında Muhammed s.a.v e biat eden kimse gibi sevab vardır.( Ubey bin kab r.a dan) İbni mesud r.a dan: rasulullah buyurdu ki: Ramazanın birinci gecesinde kim nafile namaz kılıp namaz içinde fatihadan sonra fetih suresini okursa Allah teala o kimseyi bütün sene korur. (Ruhul Beyan tefsiri)
Hz. Muhammed (S.A.V) buyuruyor: Bir kimse Fetih suresinin tamamını ramazan ayının birinci gecesi baştan sona kadar okursa ve bu okuyuşunu Allah rızası için yaparsa gelecek aynı güne kadar bir sene müddetle Cenabı hakk o kulunu himayesine alır. Velilerden bir kimse diyor ki: Ramazan ayını ilk defa görür görmez bir kimse Fetih suresini üst üste üç defa okursa Cenab-ı Hakk o kulunun rızkını gelecek sene aynı güne kadar bol bol ihsan eder.
Güzel Bir Dua Yarabbi, bizleri basiret gözleri kapanmış olan kullardan eyleme. Bizleri kalbine, gözüne ve kulaklarına perde çekilen kullardan eyleme. Bizleri dünya malına ve maddiyata tapan hevâ ve heveslerine kul olanlardan eyleme. Bizleri zâlimlerin yaptıklarına karşı kaygısız ve duyarsız kalan ve zâlimler için çalışanlardan eyleme. Bizleri Şeytan'ın vesveselerine uyarak kendi nefsine zulmedenlerden eyleme. Bizleri anne ve babasına karşı gelerek kendisine yazık eden kullardan eyleme. Bizleri akrabası veya komşusu aç yatarken kendisi tok yatan zalimlerden eyleme. Bizleri namaza üşenerek gelen; fakat her türlü eğlenceye uçarak gidenlerden eyleme. Bizleri dünyada mânevî olarak kör olan ve ahirette de kör olacak olanlardan eyleme. Bizleri Allah rızası için vermeye gelince cimrilik eden kullardan eyleme. Bizleri kibir ve gururu kendisine dost edinmiş olan insanlardan eyleme. Bizleri göz göre göre gerçekleri göremeyen ve senin işaretlerini bilemeyenlerden eyleme. Bizleri dünya'da Şeytan'ın peşine takılıp giden kendisini herkesten üstün görenlerden eyleme. Bizleri vicdanları ölmüş, şeref ve haysiyetten uzak her türlü pisliğe bulaşmış toplumlardan eyleme. Bizleri Büyüğüne saygı ve küçüğüne sevgi gösteremeyen kullarından eyleme. Bizleri kabir aleminde cehennem çukurlarından bir çukurda yatacak olan kullarından eyleme. Bizleri nefsânî duyguların esiri olan ve senin yolundan kaçarak uzaklaşan kullardan eyleme. Bizleri senin katında hak din olan İslam'a çamur atıp onu lekelemek isteyenlerden eyleme. Bizleri kendi yapmış oldukları kötülüklerin kendilerine iyi gösterilen kullarından eyleme. Bizleri gözü ve nefsi doymak bilmeyen, gözünü bir parça toprak doyuranlardan eyleme. Bizleri gireceğimiz kabirden ahiret günü çıkan şaşkın bir biçimde yüzleri kara kesilenlerden eyleme. Bizleri kendi nefsine zulüm eden ve onu koymuş olduğun kanunlar çerçevesinde kullanmayanlardan eyleme. Bizleri senden başka dünya ve ahirette kendisine dost arayanlardan eyleme. Bizleri senin hikmetini göremeyen ve yüce kudretine akıl ve sır erdiremeyenlerden eyleme. Bizleri yapmış oldukları zalimliklerden dolayı kalbine huzur ve sükunet ve rahmet inmeyenlerden eyleme. Bizleri Hz. Muhammed Mustafa (sav) tanımayan ve onun sünnetini bilmeyenlerden eyleme. Bizleri Hz. Muhammed Mustafa (sav) ve onun Ehlibeyt'ine değer vermeyenlerden eyleme. Bizleri Ahiret günü anne ve babasının yakasına yapışacak ve neden bana bu dini öğretmediniz diyenlerden eyleme. Bizleri Kurân-ı Kerîm'i tüm ömürleri boyunca bir kere bile okumayanlardan eyleme. Bizleri sana karşı kulluk görevlerini yerine getirmeyen ve sana isyan edenlerden eyleme. Bizleri hayatın anlamını anlamayan ve hayatı sadece eğlence, zevk ve yemek olarak görenlerden eyleme. Bizleri ahiret günü "Ey kulum ben bir ömür boyu seninleydim fakat sen kiminleydin?!" diyeceğin kullardan eyleme. Bizleri razı olduğun ve her şeyin ötesinde dünya ve ahirette sadece senin rızanı isteyen sana kul olanlardan eyle.amin.amin, amin. Selam ve dua ile
Ey benim yegâne sâhibim ve bana bu hayatı veren, rahmet dolu güzel Allah'ım, Ben, senin kulun olmaktan büyük mutluluk duyuyor ve inan ki sana karşı aczimi her zaman dile getiriyor ve sana karşı kulluk görevlerimi yerine getirmeye çalışıyorum... Evet, beni sen kendi kudretin ile yarattın ve beni en güzel şekilde gereksinim duyduğum organlar ile donattın. Bana o kadar çok nimet verdin ki; ben, gece gündüz sana "Elhamdülillah" diyerek şükür etsem, inan ki azdır ve üzerimdeki hakkını sana asla geri ödeyemem. Çünkü üzerimde o kadar hakkın var ki... Ey benim Yüceler Yücesi ve bir olan Allah'ım, sen; Er- RAHMÂN Bütün yaratılmışlar hakkında hayır ve merhameti tercih edensin. Er- RAHÎM Çok merhamet eden, büyük nimetler verensin. El- MELİK Bütün kâinâtın tek sahibi ve mutlak hükümdârısın. El- KUDDÛS Hatadan, gafletten, aczden ve her türlü eksiklikten pek uzak, pek temizsin. Es- SELÂM Kullarını selâmete çıkaran, Cennet'teki âr kullarına selam verensin. El- MÜ'MİN Gönüllerde iman ışığı uyandıran, kendine sığınanları koruyup rahatlatansın. El- MÜHEYMİN Gözeten ve koruyansın. El- AZÎZ Mağlup edilmesi mümkün olmayan galipsin. El- CEBBÂR Eksikleri tamamlayan, dilediğini zorla yaptırmaya muktedîr olansın. El- MÜTEKEBBİR Her şeyde ve her hadisede büyüklüğünü gösterensin. El- HALÎK Bütün varlığı, halleri ve hadiseleri, tayin ve tespit eden hepsini yoktan var edensin. El- BÂRİ Eşyayı ve her şeyin vücudunu birbirine uygun halde yaratansın El- MUSAVVİR Tasvir eden, her şeye bir biçim ve özellik verensin El- ĞAFFÂR Mağrifeti pek çok olansın El- KAHHÂR Her şeye her istediğini yapacak şekilde galip ve hakim olansın El- VEHHÂB Her türlü nimeti devamlı bağışlayansın Er- REZZÂK Yaratılmışlara faydalanılacak şeyleri ihsan edensin El- FETTÂH Her türlü zorlukları açan ve kolaylaştıransın El- ALÎM Her şeyi çok iyi bilensin El- KÂBID Sıkan ve daraltansın El- BÂSIT Açan ve genişletensin El- HÂFID Yukardan aşağıya indiren ve alçaltansın Er- RÂFİ Yukarı kaldıran ve yükseltensin. El- MUİZ İzzet veren ve ağırlayansın El- MÜZİL Zillete düşüren, hor ve hakîr edensin Es- SEMİ Her şeyi iyi işitensin El- BASİR Her şeyi iyi görensin El- HAKEM Hükmeden, hakkı yerine getirensin El- ADL Çok Adâletlisin El- LÂTÎF En ince işlerin bütün inceliklerini bilen ve kullarına iyilikler ulaştıransın El- HABÎR Her şeyin iç yüzünden gizli taraflarından haberdarsın El- HALÎM Suçlara karşı hemen ceza vermeyen yumuşak davranan, süre verensin. El- AZİM Çok Azâmetlisin. El- ĞAFÛR Affı ve mağfireti pek çok olansın. Eş- ŞEKÛR Kendi rızası için yapılan iyiliklere daha fazlasıyla karşılık verensin El- ALİY Pek yüce, pek yükseksin El- KEBİR En büyük, pek büyüksün El- HAFIZ Yapılan işleri bütün tafsilatıyla tutan, her şeyi belli bir vakte kadar koruyansın El- MUKÎT Her yaratılmışın gıdasını,azığını verensin El- HASİB Hesap görücü, her şeyi saymışçasına bilen, hesaba çekensin. El- CELÎL Celâlet ve ululuk sahibisin El- KERÎM Lütfü ve keremi çok geniş ve bol olansın Er-RAKÎB Bütün varlığı gözeten, bütün işleri murâkabe edensin El- MUCİB Kendisine dûâ edenlerin isteklerini verensin El- VASİ İlmi, rahmeti, kudreti, af ve mağfireti geniş, müsaadekârsın El- HAKÎM Bütün emirleri ve bütün işleri hikmetli olansın El- VEDÛD Kullarını çok seven, sevilmeye gerçekten lâyık olansın El- MECÎD Şânı büyük ve yüksek olansın El-BÂİS Ölüleri diriltip kabirlerinden çıkaransın Eş- ŞEHÎD Bütün zamanlarda ve her yerde hâzır ve nâzırsın El- HAK Varlığı hiç değişmeden duransın El- VEKÎL Kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştıransın El- KAVİY Pek güçlüsün El- METÎN Çok Sağlamsın El- VELİY Sevdiği kullarının dostusun El- HAMİD Ancak kendisine hamdedilen, bütün varlığın diliyle yegâne övülensin El- MUHSÎ Sonsuzda olsa tek tek her şeyin sayısını bilensin El- MÛBDÎ Bütün varlıkları örneksiz ve maddesiz olarak ilk baştan yaratansın El- MUÎD Varlıkları yok ettikten sonra tekrar yaratansın El- MUHYÎ Can bağışlayan, hayat ve sağlık verensin El- MÜMÎT Canlı bir mahlûkun ölümünü yaratansın El- HAY Diri, her şeyi bilen, her şeye gücü yetensin El- KAYYÛM Gökleri ve yeri, her şeyi tutansın El- VÂCİD İstediğini istediği anda bulansın El- MÂCÎD Kadr ve şanı büyük, kerem ve iyilikleri pek çok olansın El- VAHİD Zatında, sıfatlarında, işlerinde, hükümlerinde, isimlerinde ortağı ve benzeri olmayan teksin. Es- SAMED İhtiyaçları ve sıkıntıları gideren tek mercisin El- KÂDİR İstediğini istediği gibi yapmaya gücü yetensin El- MUKTEDİR Kuvvet ve kudret sahipleri üzerinde istediği gibi tasarrufta bulunansın El- MUKADDİM İstediğini ileri geçiren, öne alansın El- MUAHHİR İstediğini geri koyan, arkaya bırakansın El- EVVEL İlksin El- AHİR Sonsun Ez- ZÂHİR Her şeyde görünen aşikarsın El- BÂTIN Her şeyden gizlisin El- VÂLİ Kainatı ve her an olup biten her şeyi tedbir ve idare edensin El- MÜTEÂLÎ Aklın mümkün gördüğü her şeyden, her hal ve tavırdan daha yücesin El- BERR Kulları için daima kolaylık ve rahatlık isteyen, iyiliği çok olansın Et- TEVVÂB Tövbeleri kabul edip, günahları bağışlayansın El- MÜNTEKIM Suçları adaleti ile müstehâk oldukları cezaya çarptıransın El- AFÜV Çok affedensin Er- RAÛF Çok lütufkâr, çok esirgeyensin MALİKÜ-L MÜLK Mülkün ebedi sahibisin Zül Celâl-i Ve'l İkrâm Hem büyüklük hem de fazl-ı kerem sahibisin El- MUKSIT Bütün işlerini denk ve birbirine uygun yerli yerinde yapansın El- CÂMİ İstediğini istediği zaman istediği yerde toplayansın El- GANİY Çok zengin ve her şeyden müstağnisin El- MUĞNİ İstediğini zengin edensin El- MÂNİ Bir şeyin meydana gelmesine izin vermeyensin Ed- DÂRR Elem ve zarar verecek şeyleri yaratansın En- NÂFİ Hayır ve menfaat verici şeyleri yaratansın En- NÛR Alemleri nurlandıran, istediği simalara, zihinlere ve gönüllere nûr yağdıransın El- HÂDÎ Hidayet veren, istediği kulunu muradına erdirensin El- BEDİ Örneksiz, benzersiz, hayret verici alemler yaratansın El- BÂKÎ Varlığının sonu olmayansın El- VÂRİS Varlığı devam eden, servetlerin hakiki sahibisin Er- REŞÎD Bütün işleri ezeli takdirine göre yürütüp, dosdoğru ve hikmet üzere sonucuna ulaştıransın Es- SÂBÛR Çok sabırlısın. Ve sen hepimizin yegane tek Rabbisin Teşekkürler Rabbim. Selam ve dua ile Önder Demir